|
BU
BÖLÜMDE
3
BELGE BULUNMAKTADIR
25

26

27
ÇARŞAMBA
23 EYLÜL 1998
Ahmet Vardar (e-posta:avardar@sabah.com.tr
)
Ne güzel şey...
Dostlar başına...
Hep söylerim ya, zaman
zaman güzel şeyleri
yazmak, güzel olayları
dile getirmek bana moral
verir ve yazı yazma aşkımı
kamçılar. Sanki ogün daha
sağlıklı ve daha zinde
olurum. İşte benim için
bugünde o günlerden
biri...
1988 yılında Erzurum'da
doğan Pınar Başaran 4 yıl
önce beyin tümörü teşhisi
ile ameliyat olan ve
ameliyattan birkaç saat
sonra da babasını kaybeden
bir kız çocuğu. Annesi
evlerde günlük çalışarak
geçimini temin etmekte.
İlkokulu bitiren Pınar'ın
şimdiki hayali moda
tasarımcısı olmak... Bu
düşüncesini annesine
açtığı zaman, kadıncağız
önce, "Paramız yok kızım.
Seni nasıl yollarım" diyor
ama bir kez olsun şansını
denemek için M.E.B'nın
Anadolu Meslek Kız
Lisesinin yolunu da
tutuyor. Ve büyük süprizin
başlaması da bundan
sonra...
Kayıtlardan sorumlu
öğretmen Kadir Sütçü
çocuğunu okula
kaydettirmek isteyen
anneyi dinlerken gözleri
dolu dolu oluyor. Bu arada
okulun moda tasarımı
bölümünde okumak isteyen
küçük Pınar'ın
gözlerindeki pırıltıdan
yola çıkan yılların
öğretmeni duygulanıyor ve
"Ne olursa olsun bu çocuğu
kazanmalıyız..." diyor.
Sağda-solda araştırma
yapılıp ailenin mali
durumu iyice anlaşılınca,
okul idaresi ona kucağını
açıyor ve küçük Pınar'ın
okul masraflarını
karşılamak amacı ile, Türk
Tekstil Vakfı'nın bursunu
veriyor.
Şimdi Pınar arzu ettiği
okula kavuştuğu için çok
mutlu. Eğer sınıfını
teklemeden devamlı geçerse
kendisine tahsis edilen bu
burs ile üniversiteyi
bitirene kadar
okuyabilecek. Ve gün
gelecek televizyonlarda
hayranlıkla seyrettiği
defilelere bir gün kendi
imzasını atabilecek bir
moda tasarımcısı olacak.
İşte yazdığım bir sürü
çirkin konunun yanında
böyle güzellikler beni çok
mutlu ediyor. Bunu
yazarken düşündüm, ülkede
kimbilir daha kaç tane
PINAR gibi kız çocuğu var.
Ama Kadir Sütçü gibi
öğretmen kaç tane kaldı
ki?..
|